30 Mart 2012 Cuma

çocukluğa dair

Çocukluğuma dair belli belirsiz bazı olaylar var, hep parçaları toplamaya çalışıyorum ama hiç beceremiyorum. Ama yıllardır unutmadığım ve unutmak da istemediğim en güzellerinden biridir bu postun oluşmasını sağlayan.
Yıl bilmem kaç, alınteriyle para kazanmanın ne kadar zor olduğunu bilen bir ailenin kız çocuğuyum. Bir abim var, ihtiyacımız olan her şey elimizin altında, ama sadece o kadar. yani fazladan bir robotu yok abimin, veya benim fazladan bi kalem kutum filan. Babam vardiyalı çalıştığı için haftasonları ben de evde olduğum zaman babamı evde bulmak benim için inanılmaz bir nimet. Her zaman özeniyorum arkadaşlarımın ailelerine, haftasonları ailece sinemaya, yemeklere gidilir, evin çocuğu ne isterse o yenir, ne isterse aile boyu o satın alınır, anne baba maymun edilirdi. her pazartesi günü de o çocuk gelirdi, babası vardiyayla çalışan beni ağlatırcasına anlatırdı geçen 2 gününü.
Neyse ne diyordum? bir haftasonu babam evde, gazeteyi açtım (aşırı entellektüelim) bir baktım ki o zamanlar yeni açılmış Carousel alışveriş merkezinin içinde Toys' R Us mağazası açılacakmış, kocaman reklam koymuşlar. "bütün gün hediyeler, eğlenceli gösteriler" filan diye. Normalde böyle şeylerde abimin de benim de hiç ısrar etme şansımız olmadı, annemle babamın genelde "büyüklerin yapması gereken" aile ziyaretleri, ev alışverişleri gibi vıdı vıdı saçmalıkları olduğu için, bizim çocuksu isteklerimize hiç boyun eğemediler.

Ne diyordum yine :) babamın evde olduğu o cumartesi günü anneme ağlamaklı gözlerle ısrar ettim, yılda bir kaç kez bana kıyamazdı istediğimi yapardı, babama söyledi "hadi babası gidin gezin azıcık" dedi. Ben o an dünyanın en mutlu çocuğu oldum. En çok sevileni, en değer verileni gibi hissettim:) Neyse hazırlandım güzelce, babamla arabaya atladık Galleria'ya gittik, o hiç sevmediğim alt geçitten geçerek bakırköy çarşıya vardık. Veee işte orda, Carousel!! içim coştukça coşuyor koşmak istiyorum ama babamın elini de bırakamıyorum. Güç bela içeri girdik, alt kata bir indik ki "aman allahım" !!!!

Cehennem gibi bir kalabalık :( oraya değil giriş yapmak, canımızı kurtarsak şanslı hissedecektik. Gerçi bana fark etmezdi, oraya kadar gelmişim her türlü beklerdim, her türlü savaşırdım içerideki dünyada kaybolmak için. Ama tabi babamın yüzü asıldı "kızım işte görüyorsun kalabalığı, gel evimize gidelim " dedi. O zamanlar daha söz dinlerdim, hiç asi değildim çok terbiyeliydim. Ses edemedim korkudan. ama benim sabahtan beri beklentilerimin çöp olması dolayısıyla alım al, morum mor bir yürüyüşüm var, evlere şenlik. Sinirlerim çökmüş, fırça yeme korkumdan sessiz sessiz ağlıyorum.
En sonunda o hiç sevmediğim pis altgeçitte babam ağladığımı fark etti. elimi daha bir sıkı tuttu. yüzüme bakıp  "gel nazlı, bir daha gidelim belki bu sefer girebiliriz". Ben bu sefer gerçekten dünyanın en şanslı çocuğuyum dedim.T üm yolu geri yürüdük, carousele girdik. Tabi 2 saat bekledik, babam gıkını çıkarmadı ama ben bile sıkıldım artık. "Hadi gel evimize dönelim" dedim. Ama nedense çok mutluydum.

İşte o zamandan sonra o altgeçidi hep çok sevdim ben.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder